7 Şubat 2010 Pazar

Türk İslam Birliği'nde her düşünceye karşı saygı vardır

Gerçek İslam ahlakının egemen olduğu bir toplumda bireysel hak ve özgürlükler büyük önem taşır. Kişisel hak ve hürriyetler garanti altına alınır, insanların özgür ve onurlu bir hayat yaşaması hedeflenir. Allah, Kuran'da Müslümanlara tüm insanların Allah Katında eşit olduklarını (üstünlüğün ancak takva ile olduğunu) bildirmiş ve insanlara karşı adil, hoşgörülü, affedici ve anlayışlı olmalarını emretmiştir. Farklılıklara saygı göstermek ve bunlar arasında adaletle hükmetmek önemli mümin alametlerinden biridir.

Peygamberimiz (sav) tarafından ilk İslam toplumunda yapılan uygulamalar, toplum yapısı ve yönetimi konusunda Müslümanlar için yol gösterici olmuştur. Müslümanların ilk anayasası olarak kabul edilen ve dönemin koşulları göz önünde bulundurulduğunda çok ileri bir hukuk anlayışının göstergesi olan "Medine Vesikası", İslam toplumunun bireysel haklar ve adalet anlayışını gösteren önemli bir örnektir. Medine Vesikası ile, bu kentteki farklı inançlara sahip insanların hepsine temel hak ve özgürlükler tanınmış, kişilerin mal ve can varlıkları, aileleri, ibadethaneleri güvence altına alınmıştır. Farklı inanç toplumlarının ortak bir siyasi yapı içinde yaşamasını sağlayan bu anlaşma ile, birbirlerine karşı yıllarca kin ve düşmanlık besleyen kabileler de uzlaştırılmıştır. Medine Vesikası dışında da müşriklere her zaman için adaletle davranılmış, onların korunma ve himaye talepleri Peygamberimiz (sav) tarafından kabul edilmiştir. Hz. Muhammed (sav) engin şefkat ve merhametiyle insanlar arası ilişkilerin daima dostça ve uygarca olmasını öngörmüştür.

Türk-İslam Birliği, her düşünceden ve inançtan insanın hiçbir baskı ve zor ortamı olmadan fikirlerini ifade edebildikleri, haklarının her yönüyle korunduğu, herkesin düşüncesinin hoşgörü ile karşılandığı medeni ve hür bir siyasi kültür üzerine inşa edilecektir. Böylece Türk-İslam Birliği'nin öncülüğünde Müslüman toplumlar, insanların birbirlerinin görüşlerine saygı gösterdikleri, eşitlik, adalet ve hürriyetin egemen olduğu, zulüm ve haksızlığın tamamen ortadan kaldırıldığı toplumlar olacaktır. Ve İslam dünyası sadece Müslümanların huzurunu ve güvenliğini sağlamakla kalmayacak, dünyada kültür ve uygarlığın da önderi konumuna gelecektir.

TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ MÜSLÜMANLARA VE DÜNYAYA NELER KAZANDIRACAK?

Dünyadaki yangını söndürecek su Türk İslam Birliği'dir

Hemen her gün dünyanın farklı bölgelerinden çatışmaların, katliamların, saldırıların haberlerinin geldiği; mazlumlarının kanın aktığı; kadınların, çocukların, yaşlıların mağdur edildiği; binlerce insanın evlerini terk edip mülteci olmaya zorlandığı; terör eylemlerinin insanlara büyük korkular yaşattığı; pek çok insanın açlık sınırında yaşadığı kısaca fitnelerin ve kargaşanın dünyanın dört bir yanını sardığı bir dönemin içinde bulunmaktayız. Tüm bunlar Peygamber Efendimiz (sav)'in 1400 yıl önce yaşanacağını haber verdiği olaylardır. Peygamberimiz (sav) Müslümanlara karşılaşacakları bu olayları bildirirken, Müslümanların bu olaylarla karşılaştıkları dönemde neler yapmaları, nasıl önlemler almaları gerektiğini de bildirmiştir. Ahir zamanın büyük fitnelerinin yaşandığı bu dönemde Müslümanların en aciliyetli sorumlulukları birlik olmaktır.

Müslümanlar yaşanan kargaşa ve zulmün, akan kanın altındaki asıl sebebi görmeli, bu sebebi ortadan kaldırmak için vargüçleriyle, tüm imkanlarını seferber ederen fikri mücadele vermeli ve bunu yaparken de mutlaka birlik ve beraberlik içinde olmalıdırlar. Bugün dünyayı kana bulayan, insanların acımasızca birbilerini ezmelerine sebep olan, terörü ve anarşiyi teşvik eden, cinayeti, katliamı sözde meşrulaştıran, çatışmayı adeta ilerlemenin vazgeçilmez bir şartı olarak gören Darwinizm ve materyalizmdir.
Darwinist materyalist ideoljilerin telkinleri büyük bir fitne ateşi yakmıştır. Bu ateşin söndürülmesi ise ancak Türk İslam Birliği'nin kurulmasıyla mümkündür. Nasıl ki bir yerde büyük bir yangın çıktığında o yangını söndürmek için, sürekli konuşmak veya oraya buraya koşturmak yerine, bir an önce yangına su dökülmesi gerekiyorsa, günümüzde dünyayı yakan Darwinizm materyalizm ateşine karşı da Türk İslam Birliği'nin kurulması şarttır. Türk İslam Birliği dünyayı kan gölüne çeviren bu yangının suyudur. Ateşe bağırmakla ateşin sönmeyeceği açıktır. Su varken suyu kullanmamak, Türk İslam Birliği'nden tek kelime bahsetmeyip, sürekli zulmü, haksızlığı, dökülen kanı kınamak samimi bir davranış değildir.


Filistin'de yaklaşık 60 yıldır mülteci kamplarında yaşayan, hastaneye gitmek, çocuğuna yemek götürmek, işine gitmek, okuluna ulaşmak için kontrol noktalarında saatlerce bekleyen, okul bahçesinde oynarken vurulan, evleri yıkılan, zeytin bahçeleri yakılan, sürekli silahların gölgesinde yaşamak zorunda kalan Müslüman kardeşlerimizin kurtuluşu için;

Doğu Türkistan'da akıl almaz baskı ve zulüm altında yaşayan, sürekli ezilen, ibadetlerini yapmalarına izin verilmeyen, hiçbir haklı sebebi olmadan uluslararası kanunlara aykırı biçimde idam edilen, çocukları kendilerinden zorla alınan ve bir daha akibetleri öğrenilemeyen Müslüman Türk kardeşlerimizin kurtuluşu için;

Irak'ta akan kanın son bulması, Irak halkının güvenliğe ve huzura kavuşması, Irak'ın istikrarlı güçlü bir ülke haline gelmesi için;

Afganistan'da Müslümanların yaşadıkları zorlukların ortadan kalkması, müreffeh yaşam koşullarına kavuşabilmeleri için;

Pakistan'da yaşanan kargaşanın ve gerilimin sona ermesi için;

Pek çok ülkede fikirlerinden ve inançlarından dolayı baskı gören Müslüman kardeşlerimizin bu baskılardan kurtulması için;

Moro'da, Kosova'da, Çeçenistan'da, Karabağ'da, Çad'da, Sudan'da, Cezayir'de, Tunus'ta, Özbekistan'da, Türkmenistan'da yaşayan tüm Müslüman aleminin daha zengin, daha güçlü, daha rahat olması için;

Terörün son bulması, her dinden her düşünceden insanın birarada huzur ve kardeşlik duyguları içinde yaşayabilmeleri için;

Silahlanmanın, çatışmaların, kavgaların ortadan kalkması; yokluğun ve fakirliğin son bulması; adaletin ve hakkaniyetin hakim olması; tüm insanlara saygı duyulan, kimsenin korku ve tedirginlik içinde olmadığı; dini, dili, ırkı ne olursa olsun herkesin ibadetlerini rahatça yerine getirdiği, bir diğerine sevgiyle yaklaştığı, düşüncelerini dilediği gibi ifade ettiği bir ortamın oluşturulması için;

Türk İslam aleminin 21. yüzyılın en görkemli, en kaliteli, en modern, en güzel medeniyetini inşa etmesi ve tüm dünyayı aydınlığa iletecek bir yapıya kavuşması için Türk İslam Birliği muhakkak kurulmalıdır.